MAKALELER

KADINLAR VE ERKEKLER (5) (12.03.2013 23:15:17)

“Onu tanıdığımda kendimdeki eksik yanı bulmuş olduğumu hissettim. O benim eksik parçamdı. Ben bir legoydum ve onunla tamamlanmıştım. Ancak süreç içinde beklentilerim değişti, ben değiştim ve artık o, benim beklentilerime cevap vermiyor. Tamam, o değişmedi, ben değiştim. Ama ne yapayım, insan sürekli gelişen ve değişen bir varlık. İlginç olan onun değişmemiş olması, benim değişmem değil. Sonuç oalrak ilişkimizin bugün geldiği nokta beni tatmin etmiyor.”

“Onu ilk gördüğüm an ‘Tamam! İşte bu!’demiştim. Benim için hala daha öyle. Onun şu anda beni, ilişkimizi yeterli görmemesi içimi acıtıyor. Bize neler olduğunu anlamıyorum. Kavgamız gürültümüz yok. Dışarıdan bakıldığında örnek bir çiftiz. Ben aileme, arkadaşlarıma ne diyeceğim? ‘Rahat battı.’ diyecekler. Sorunun ne olduğunu gerçekten anlamıyorum.”

Kişinin hayattan keyif ve tat alması mutlu olması bir başkasına ya da onun emeğine bağlı beklentiler olduğu sürece bunların gerçekleşmesi ya da sürekli ve tatmin edici olması olanaksızdır. Kişi, kendini tam ve bütün hissetmeden, sözüm ona kendisini tamamlayacak bir arayış içine girdiğinde, eksik yarımını bulmuş gibi olacaktır. Ama bulduğu aslında bir çeşit bağımlılık ilişkisidir. Üstelik beklentiler istekler zamanla değişir. Aynı kişi, kendinde eksik gördüğü başka bir parçayı arama serüvenine çıkmak için bir önceki ilişkisini bir çeşit ayak bağı olarak görmeye başlar.

Kendini seven, kendine değer veren, yalnızken de mutlu olmasını, hayattan zevk alabilmeyi öğrenmiş kişiler için ilişki, bir ödüldür, kendisini tamamlayan bir parçayla bağımlılık ilişkisi değil. “Ben yalnızken de mutluyum, seninle daha da mutluyum. Sensiz olmayı başarabilirim ama seninle olmak istiyorum.” Sihirli sözcükler bunlar. Kendi değerini, hayatında bir başkası yokken de hissedebilenler, ilişkisinde de mutlu olabiliyor. Bunun için çiftin her iki üyesinin de bu olgunlukta olması şart tabi.

Çiftin her bir üyesi, karşısındakinde keşfedilecek alanlar kalmadığını hissettiğinde kopuş süreci de başlıyor. Bu nedenle kişinin kendini sürekli geliştirmesi karşısındaki için keşfedilecek yeni alanlar sunmayı başarabilmesi açısından da önemli. Kendini geliştirme yönünde isteksiz olan taraf ise diğerinin kendisini geliştirme çabalarını baltalamaya çalışıyor çoğu kez. Bu nedenle değişim ve gelişim her iki taraf için de arzu edilir bir süreç olmalı. Hayatında kendisiyle ilgilenen, ihtiyaçlarını gideren biri olmadığında değersizlik, eksiklik, yetersizlik duygusu yaşayanların ilişkiye bir şeyler katması, o ilişkiyi değerli kılması ve çoğaltması ise mümkün değil.

Çiftin üyelerinin karşısındakini kendisinin bir parçası, fethedilmiş topraklar gibi görmeye başlaması halinde büyü bozuluyor. Yeni ve keşfedilmemiş alanların evin dışında araması ihtiyacı başlıyor. Karşısındakinin bugün ve yarın, ilelebet kendisinin olduğu duygusu kişide sıkılma, bıkma durumu yaratıyor. Bu nedenle her birisinin diğeri için “kaybedilebilir” olması an’ı değerli kıldığı gibi kaybetmemek için harcanan her çaba yarın da birlikte olmanın bir çeşit garantisi haline geliyor.

İlişki, küçük bir bebek gibi sürekli emek, sevgi, şefkat istiyor. Nasıl ki bir bebek yeterince emek, sevgi ve şefkat verilmeden sağlıklı bir yetişkin haline gelemiyorsa sürekli olarak beslenilmeyen ilişki de zayıf hastalıklı bir hale geliyor. Küçük sürprizler, sevgi sözcükleri, yardımlaşma, dayanışma, toplumun bize dayattığı rol kalıplarının dışına taşma – örneğin erkeğin evde ev işi sorumluluğu alması gibi – ailenin sırlarının ebeveynlere taşınmaması, çiftin sorunlarını kendi içlerinde halletmesi, harcamaların çiftin her iki üyesinin de içten onayıyla gerçekleşmesi gibi uygulamalar sevgi ateşinin altını besliyor.

Evlilik, çiftin bütün etkinlikleri bir arada yapması değildir. Ancak hem kaliteli zaman geçirmektir hem de ayrı ayrı yapılan etkinliklerin her ikisinin de içten onayı ile gerçekleşmesidir. Dayatmalar, sevgi ateşine dökülen suya benzer. Çiftin üyeleri, evliliği her birisinin eskiye oranla özel alanının daralması anlamına gelmesi olarak yorumluyorlarsa bir süre sonra kısıtlanmışlık ve sıkılma hali ortaya çıkacaktır.

Bütün bunlar çiftin bir üyesinin istediği gibi davranması diğerinin ise ona anlayış göstermesi ya da katlanması olarak anlaşılmamalıdır. Her ikisi de sevgi ve saygı çerçevesinde birbirini incitmeden özel alanlarını korumayı başarabilmelidir. Taraflardan birisinin sürekli olarak beslediği bir ilişki veren taraf için “paspas” olma haline döner ki, kişinin giderek kendini değersiz kıldığı ya da değersiz hissettiği bu türden bir ilişkinin ona ne verdiğini sormak gerekir.

Bir ilişkide taraflardan biri bezen de her ikisi sürekli ilişki hakkında şikâyette bulunuyor ancak bu ilişkiyi bitirmek yönünde gerçek bir çaba göstermiyorsa ilişkiden bir biçimde beslendiği içindir. Eğer söylendiği kadar aşağılanıyorsa, bu ilişki iddia edildiği kadar yıpratıcıysa hiçbir gücün onu o ilişkide tutmaması gerekir, çocuklar da dâhil. Kendisine saygısı olmayanın çocuklarından, beklediği saygıyı alamayacak olması da cabası.

 


E-Posta Adresiniz 
NLP İzmir Alsancak NLP NLP Kişisel Gelişim NLP Koçluk Ortaca NLP Ortaca Kişisel Gelişim KSK NLP Karşıyaka Kişisel Gelişim Karışıyaka NLP Kişisel Gelişim İzmir Marmaris Kişisel Gelişim OK AJANS