MAKALELER

ALNIMA SÜRÜLEN KURBAN KANI (03.04.2013 10:46:42)

Dört yaşımdaydım. Babam eve bir koyun getirdi. Adı hemen kondu, Karagöz. İki hafta kadar bahçede kaldı, gözümü açar açmaz Karagöz’ün yanındaydım, türlü çeşit ot topluyor elimle yediriyordum. Boyu benden büyük arkadaşım köpeğim gibi bir şey olmuştu, nereye gitsem takip ediyor, üzerine binmeme ses çıkarmıyor, arada kafasını karnıma sürtüp başını kaşımamı istiyordu.

Annem çok titiz olduğundan evde balık da dâhil hiçbir hayvana müsaade etmiyordu. Bu nedenle Karagöz, bir hayvan beslemek dileğimin de gerçekleştiğini sanmama vesile olmuştu.

Bir sabah evde alışılmadık bir telaşla uyandım. Gerçi günler öncesinden evde bir telaş vardı aslında, annem evi kırklamış, tatlılar börekler yapılmıştı. “Bayram geliyor”du. Bir süre sonra bahçe kapısına, önünde kırmızı bir önlük olan koca bıyıklı bir adam geldi elinde ipler ve kancalarla. Ağaçları dolaşıp uygun olan bir dal buldu, ipi oraya bağladı ve kancayı ipe astı. Evde o kadar hummalı bir telaş vardı ki hiç kimseye bir şeyler soramıyordum sadece izliyordum. Sonrasında Karagöz’ü boynuzundan sürükleyerek yere açtıkları çukurun yanına getirdiler, önce ayaklarını sonra da bir tülbentle gözlerini bağladılar. Tek ayağını bağlamadıkları için Karagöz sürekli tekme atıyordu.

Babam beni bahçenin diğer kısmına doğru götürdü. Orada konuşmaya başladık. Bu sırada babaannem geldi işaret parmağını bana doğru uzattı ve alnıma bastırdı. Dehşetle alnıma sürdüğü şeyi elimle sildim, elime kan bulaşmıştı…

Yıllarca et yiyemedim, içine et giren hiçbir şey yiyemedim, içinde et pişen evlere giremedim. Ta ki lise yıllarıma kadar.
Geleneklerimizi, aile içi alışkanlıklarımızı, yakınlarımızın kaybını ve diğer pek çok şeyi çocuklarımıza aktarırken onların duygu ve düşünce dünyasında ne gibi yansımaları olabileceğini dikkate almalıyız. Onları hayatın gerçeklerinden sürekli uzak tutmanın ne uygulanabilirliği var ne de gereği. Ancak verilen bilginin onun yaşıyla, bilgi, görgü ve deneyimiyle uyumlu olması da şart.

Çocukların beklemediği, hazır olmadığı, anlayamadığı travmalar onlarda çok uzun yıllar iz bırakabiliyor, genellemelere, olumsuz çekirdek inançlar gelişmesine neden olabiliyor. Bizim için sıradan olan bir olay ya da bilgi onun dünyasında algılanması güç, anlamsız ya da çelişik öğeler içeren bir problem haline gelebiliyor.

Yukarıda bahsettiğim durumda ailemin yapması gereken, benim Karagöz’le tanışmamı baştan önlemek olabilirdi. Ayrıca da bahçedeki kesim işleminden beni tamamen uzak tutmaları gerekiyordu. Çünkü dört yaşındaki bir çocuk henüz bir başka canlının yenmek üzere kesilmesini anlayabilecek düzeyde değildir. Zaman içinde yiyeceklerin kaynağını öğrenecektir elbette, ancak bir koyunun yatırılıp kesilmesini izlemek, kanının alna sürülmesini görmek bırakın çocuğu, çoğu yetişkinin bile kolay kaldırabileceği işlemler değildir.

Bazılarımız, “İyi de dünyada bir sürü vejetaryen var. Et yememek dünyanın sonu değil.” diyebilir. Dünyamızda vejetaryen olarak yaşamını sürdüren binlerce kişi olduğu doğru. Bu tercihin bilinçli olarak yapılması başka şey, çocuklukta yaşanan travmalar nedeniyle bir seçeneksizlik olarak yaşam biçimi halini alması ise çok farklı bir şey.

İnsanlar, seçenekler yaratabildiği ölçüde doyum sağlar ve mutlu olurlar. Hayatınızdaki seçenekleriniz hiç bitmesin.

 


E-Posta Adresiniz 
NLP İzmir Alsancak NLP NLP Kişisel Gelişim NLP Koçluk Ortaca NLP Ortaca Kişisel Gelişim KSK NLP Karşıyaka Kişisel Gelişim Karışıyaka NLP Kişisel Gelişim İzmir Marmaris Kişisel Gelişim OK AJANS